İnternlik Serüveni - İnternliğim Başlıyor

Hemen kısa bir bilgi vererek başlıyorum yazıma. Bir yaşını kısa bir süre önce aşan blogumda, yazıldıktan sonraki ay içinde en çok okunan yazı "Nedir Bu İntern Doktor" adlı yazım olmuş. Hemen şuradan okuyabilirsiniz o yazıyı. Herkesin duyduğu, kısaca bir şeyler bildiği ama tam manasıyla anlam veremediği bu yılı size serüven olarak aktaracaktım. İşte başlıyor İnternlik Serüvenim.



Serüvenime Pediatri ile başlıyorum. 6 farklı gruba ayrılan sınıfımda Pediatri ile başlayan 45 kişiden biriyim. 2 ay sürecek zorlu bir dönemeç benim için. Çünkü okuduğum fakültenin kendine ait kocaman bir Pediatri Hastanesi var ve tüm çevre illere baktığı için yüksek bir hasta potansiyeli var. Kocaman hastane ve çok hasta demek; İntern için sabahtan akşama kadar koşturmak ve uykusuz geceler demek.

Yazıyı size Pediatri İnternliğimin bitişinden bir gün sonra yazıyorum. Bu yazıda sadece ilk ay içinde yaşadıklarımdan bahsedeceğim. Çünkü hiçbir konuda üzerinden vakit geçmeden ve üzerine düşünmeden bir şeyler yazmıyorum, böyle de prensipli bir insanım. 😄 Bu da demek oluyor ki Pediatri İnternliğimin ikinci ayını en erken 15 gün sonra yazacağım. 

Bir sürü doldurma cümle ile başladığımın farkındayım. Bazı şeyleri ben bile işin içindeyken zor algılıyordum, iyice açıklamadan sizlerin algılamasının zor olabileceğini düşünüyorum. Neyse efendim. Şimdi, İnternliğin ilk ayı dediğim Temmuz ayını içeriyor. 

Temmuz ayının ilk günü Pediatri hastanesine gittik ve bizim için önceden belirlenmiş kurayı öğrendik. Kurada şöyle bir olay var, herkes Pediatride çalışıyor ama herkes bu bölüme ait her poliklinikte ve her serviste çalışmıyor. 

Bu bölümde geçireceğimiz 2 ayın her biri için 2 gündüz çalışma yeri belirleniyor. Bu yerlerin ise birinin servis birinin poliklinik olması için ayarlama yapılıyor. Örnek olarak temmuz ayında Yenidoğan Servisinde çalışan bir İntern ertesi ay Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde çalışıyor.

Daha sonra bu bölümde geçireceğimiz 60 gün için 20 defa nöbet tutmamız gerekiyor. 5'er defadan 4 farklı yerde nöbet tutuluyor. Aşağıda satırlarda kendi kuram üzerinden daha güzel açıklayacağım. 

Pediatrinin en zor İnternlik yerlerinden biri olduğunu söyledim. Bunun en önemli sebeplerinden biri de 3 günde 1 nöbetlerin olması. Başka hiçbir bölümde bu sıklıkta bir nöbet düzeni yok, sadece çömez asistanlar bu sıklıkta nöbet tutuyor. "İnterniz biz vicdansızlar" diyemiyoruz tabii, düzen böyle. Kuradan çıkan nöbetlerinize göre bu bölümdeki 2 ayınız cehennem gibi de geçebilir normal de geçebilir. Ha kolay geçemez çünkü herkesin zorunlu olarak nöbet tutması gereken Pediatri Acili ve Yenidoğan Servisi var.

Şimdiye kadarki kısımda kura ve nöbet olayını bir miktar açıklayabildim diye düşünüyorum. Peki Bun'un kurası nasıldı? Önceki yazılarımdan birinde değindiğim üzere her şeyin orta noktasını bulmaya programlı bir insana kuranında orta hallisi geldi. İlk ay servis ikinci ay poliklinik varmış kuramda. İntaniye Servisi ve en iyi bilgi edinme yeri olan Genel Pediatri Polikliniği. Bahsettiğim poliklinikte ilk ay 3 ikinci ay 3 İntern çalıştı. Şanslı 6 kişiden biriydim anlayacağınız. Servis yerim olan İntaniye'de orta halli servislerden biri. 

Nöbetlerim ise Temmuz ayı için şöyleydi; ilk 5 nöbetim nöbet yerlerinin şahı olan Nefroloji servisi, ikinci 5 nöbet ise nöbet yerlerinin cehennemi olan Yenidoğan servisi. Aynı ay içinde bu kadar ayrı iki uç noktayı da görmüş oldum.

Blogumdaki 60 küsuruncu yazı bu ama bu kadar uzun giriş yaptığım başka bir yazı olmamıştı. Velhasıl Temmuz ayında; tüm ayın mesai günlerinin gündüz vakitlerinde İntaniye Servisinde çalışacaktım, nöbetlerim ise Nefroloji ve Yenidoğan Servislerindeydi. Şuraya kadar yazdığım 500 kelime ile bunu anlatmaya çalıştım. 

Temmuz ayında çalıştığım serviste çalışma düzeni ilk önce anlatayım, sonra bana burada düşen işlerden bahsederim. Tipik olarak sabah 08:00'da iş başlıyor ve 17:00'da bitiyor. Sabah gelir gelmez gecenin nöbetçi asistanlarından devirler yapılıyor gündüz asistanlarına. Daha sonra 08:30 gibi ilk sabah viziti yapılarak her hastanın durumu görülüyor ve o güne ait işler belirleniyor. Bu vizit yaklaşık olarak yarım saat kadar sürüyor.

Daha sonra bölümün hocasının yapacağı vizite kadar işlerin büyük bir kısmı bitirilmeye çalışılıyor. İntaniye Servisinin hocası (kendisi Prof. oluyor) neredeyse istisnasız bir şekilde bir ay boyunca saat 11:00'da kendi vizitine başlıyor. Her hastayı teker teker değerlendiriyor, bazen tedaviye devam diyor, bazen eklemeler yapıyor tedaviye, iyileşen hastaların taburculuk kararını veriyor vs vs. 

20 yataklı servisin hoca ile beraber yapılan vizitlerinden hiçbiri 1 saatten önce bitmedi. Çoğu zaman öğlen yemeklerine yarım saat geç çıktık haliyle. Öğleden sonra saat 13:00'da tekrar çalışmaya başlıyoruz. Sabahtan kalan işler ve hocanın belirlediği ve istediği diğer işler de tüm öğleden sonra yapılmaya çalışılıyor. Böyle böyle bir döngü şekliyle bir ay boyunca devam etti bu servis işlerim ve işlerimiz.

Peki bu serviste İntern ne iş yapıyor? Yaptığım işlerden aklımda kalanları madde madde diziyorum aşağıya.

Servise yeni yatırılan hastanın detaylı bir şekilde anamnezini alma
 Yeni yatırılan hastanın muayenesini yapma ve bulgularını yazma
 Yeni yatırılan hastanın dosyasını hazırlama
 İstem yapma
 İstemlerine uygun kanı, idrarı, gaitayı veya sürüntüyü alma
 Çıkan sonuçları hasta dosyasına işleme
 Uzun sürede çıkacak sonuçların çıkıp çıkmadığını takip etme
 Kan alınırken hastanın bacağını veya kolunu tutma
 Her gün hastanın progresini yazma
 Ay sonunda hastaya ait devir notunu yazma
 Günde bilmem kaç sefer kan gazı alma ve sonucu işleme
 Günde bilmem kaç sefer kan şekeri bakma ve sonucu işleme
 Kendine ait hastayı vizit esnasında hocaya sunma
 Nazogastrik sonda takma
 İdrar sondası takma
 Hastayı radyolojik görüntülemelere götürme ve geri getirme

Aklımda o kadar değişik şeyler kalmış ki onları yazmak istemiyorum, sonuçta komik bir yazı değil bu. 😕 Bu maddelerden de anlayacağınız üzere aslında yaptığımız işin ucu ve sınırı yok. Bazıları Doktorların, bazıları Hemşirelerin, bazıları Sekreterlerin, bazıları Hasta Bakıcıların, bazıları Postaların, bazıları ise kimsenin işi değil. Yatan 20 farklı hasta için yapılacak onlarca iş var ve toplu bir şekilde düşününce oldukça fazla işten bahsediyoruz burada. 

Kura ile yanınıza düşen kişi de önemli. İntaniye Servisinde iki İntern çalışıyorduk ve bir ay boyunca aramızda hiçbir sıkıntı olmadı, bir kez bile yaptığımız işleri karşılaştırmadık, tüm ay boyunca birbirimizin yerini kolladık ve birbirimizi hiç kimseye fark ettirmeden idare ettik. Bunu niye söyledim, çünkü ortalıkta bir sürü iş var ve bazen yapılacak işler yüzünden kılıçlar çekilir. Bu yüzden yanınıza düşen İntern de çok önemli.

Tabii İntern iken yanında çalıştığınız Asistan Doktorlar herkesten daha önemli. Bir şeyler öğrenecekseniz onlardan öğreniyorsunuz, izini onlardan alıyorsunuz, yemeği bile onlar tamam deyince yiyorsunuz. Her şeyin en iyisini ya da en kötüsünü geçirmenize yanınızdaki Asistanlar karar veriyor anlayacağınız.

Şu iki aylık dönemimin çok iyi geçmesini sağlayan harika Asistan abi ve ablalarım ile çalıştım. Yıllardır öğrenemediğim şeyleri tekrar ede ede öğrettiler, bir sürü beceri kazandırdılar, İnternlerin yapmadığı şeyleri yapmama izin verdiler, onlarca kez yaptığım yanlışları düzelttiler ve en sonunda doğrusunu yapmamı sağladılar… Daha uzar bu cümleler, yılların temel ve klinik eğitimini toplayıp iyi bir mesleki beceri ortaya koyma yolum için ellerinden geldikçe yardım ettiler. Ve bu iki ayın sonunda hem el becerisi hem bilgi yönü ile elle gösterilen İnternlerden biri olmamı sağladılar. Bu durum bazen iyi olmuyor; kan gazı alınacaksa kim alacak sorusunun cevabı direkt "Bun" oluyor çünkü. 😄

Blogumda şu ana kadar yazdığım en uzun yazı bu oldu herhalde. Bu cümle ile beraber 1100 kelimeyi aşmış oldu yazım. Daha gece nöbetlerini anlatacaktım ancak yazı yazılıktan çıkıp destan olacak. Bu yüzden yazıyı burada kesmek istiyorum, ilk ay tuttuğum 10 nöbetten ve bu ay içinde yazmayı unuttuğum diğer tüm şeylerden sıradaki yazımda bahsedeceğim. İnternlik Serüvenimin bir sonraki yazısında görüşmek üzere.

Sağlıkla dolu günler dilerim. 

Doktor Bun | 04.09.2017 - Pazartesi

Doktor Bun'u sosyal medyada da takip edin ; 

3 yorum

Bir hesabım ya da üyeliğim yok o yüzden kısaca anonim olarak yorum yapmak istedim, yazdığın neredeyse çoğu yazıyı hiç sıkılmadan ilk zaman ki merakımla okudum, ama birşeyler sormak istedim ve umarım cevap alabilirim, ilk sorum meslek lisesinden tıp fakültesi kazanılır mı son zamanlarda bir haber çıktı bu konu ile ilgili ama benim okuduğum meslek, imam hatip yani bu derslerde zorlanmasam bile sayisal sececegim icin agirlik olur mu? , siz hangi liseden mezunsunuz ve suan hangi universitede okuyorsunuz? Tekrar tekrar yazdiginiz yazilar icin tesekkur ederim Bayraminiz mubarek olsun ��⚘

Meslek Lisesinden tabii ki Tıp Fakültesi kazanılabilir. Bunun örneğini son günlerde haberlerde görmüşsündür. Sınıfımda birkaç tane Meslek Lisesi çıkışlı arkadaşım var, ayrıca birçok düz lise çıkışlı Tıp okuyan arkadaşım var.

Bunlar kazabileceğini gösteriyor ama biraz daha zorlanabilirsin diğer öğrencilere göre. Hem okulunun eğitim düzeyi hem de rekabet azlığı zorlanmana sebep olabilir ama yapabilirsin sen de diğer öğrenciler gibi.

Ben Fen Lisesi mezunuyum, okuduğum üniversiteyi ne yazık ki paylaşmıyorum. Detaylı sorularınız için doktorbun@gmail.com'a mail atabilirsiniz.

Çok teşekkürler ☺☺☺

• • • Yazıma yorum yapmak için, yorumlama biçimi kısmındaki "Anonim" veya "Adı/URL" sekmesini kullanabilirsiniz. Bu sayede üyelik gerektirmeden yorum yapabilirsiniz.
Emoji kodları :)Emoticon