İnternlik Serüveni - İlk Nöbetlerim ve Kan Gazı Almak | Doktor Bun

İnternlik Serüveni – İlk Nöbetlerim ve Kan Gazı Almak

Bir önceki serüven yazımda İnternliğimin ilk iki ayı hakkında detaylıca açıklama yapmıştım ve ilk ay içinde yaptıklarımdan bahsetmiştim. O yazımı okumadıysanız hemen buradan okuyabilirsiniz. Yazının sonlarına doğru nöbetlerimden bahsedecektim ancak çok uzun bir yazı olduğunu fark edince nöbetler kısmı bu yazıya kaldı.


Pediatri’de 3 günde bir nöbet tutuluyor. Nöbetli bir günümü hemen anlatayım. Pazartesi günü nöbetim var diyelim, pazartesi günü 08:00 – 17:00 arasında gündüz çalışma yerim olan İntaniye Servisinde çalışıyorum. 17:00’da oradaki işim bitiyor ve nöbet yerime geçiyorum. 17:00’da başlayan nöbetim ertesi gün sabah 08:00’da bitiyor. Daha sonra salı günü 08:00 – 17:00 arasında gündüz çalışma yerim olan İntaniye Servisinde çalışıyorum ve mesai bitince çıkabiliyorum.
Nöbetli bir gününüzde 08:00’da girip ertesi gün 17:00’da çıkıyorsunuz anlayacağınız. İki gün içinde toplamda 33 saat çalışmanız gerekiyor. Sadece mesai saatlerinde çalışan bir insan, bu iki günde toplamda 18 saat çalışıyor. Aradaki farkı görebiliyorsunuzdur umarım. 
Pazartesi gecesi nöbet geceniz, salı gecesi nöbet çıkışı olduğunuz için pert olduğunuz ve uykuya ayrılan geceniz oluyor. Çarşamba günü gündüz mesai saatinde çalışıyorsunuz, akşamına nöbetiniz yok. Buradan anlatmak istediğim şu: üç günde bir nöbet tuttuğunuzda kendinize vakit ayırabildiğiniz sadece bir akşamınız oluyor, o da anlattığım düzendeki çarşamba akşamı işte. O gece de kendinizi yormak istemiyorsunuz çünkü ertesi gün bir daha nöbet var. Asistanlıkta gün aşırı nöbet tutanlar oluyor, yani iki günde bir. Onların halini siz düşünün. Doktorlar çok para kazanıyordu değil mi? 
Şimdi tuttuğum nöbetlerin faslına geçebilirim. Pediatri’de ilk ay 10 nöbetim vardı, iki farklı serviste beşer tane olacak şekildeydi bunlar. Tuttuğum nöbetlerden ilk 5’i Nefroloji Servisindeydi. Nefroloji Servisi gündüz inanılmaz aktif bir servistir ve çalışma yönüyle Doktorları ve İnternleri bezdirir. Sebebi ise her şeyi akşam 16:00 vizitine kadar tamamlanmasını isteyen benim de çok sevdiğim bir hocadır. Her şeyin tamamlandığı bir serviste nöbet tutmak kadar güzel bir şey yok. Neredeyse İntern’e görev olarak hiçbir şey kalmıyor, bu durumda da gece nöbetinde yanınızda olan Asistan Doktor’un insafına göre iyi bir gece geçirebilirsiniz.

Bu serviste tuttuğum nöbetlerde hep aynı iki Asistan Doktorlara denk geldim. İkisi de bizim fakülteden mezundu ve fakültemizde İnternlik yılının zorluk seviyesinin farkındalardı. Nöbetlerde gayet yardımcı oldular, bana düşen işleri hızlıca yapmamı sağladılar. Yapılacak tüm işler bittikten sonra ise gönderdiler. Normalde o göndermelerden sonra soluğu evde almam lazımdı ama yakın çevremdeki bazı sağlık problemleri nedeniyle hastanede refakatçi olarak kaldım ve günlerce eve uğrayamadım. 

Sonraki 5 nöbetim ise Yenidoğan Servisindeydi. Bu servis hem Doktor hem Hemşire hem de İntern için en zorlu servistir diyebilirim. Bir kiloluk mini minnacık bebekleri yaşama bağlama savaşının olduğu bir servis bu. Servis prematür, matür ve yenidoğan yoğun bakım olmak üzere 3 farklı kısımdan oluşuyor. Toplamda 70 civarında kuvöz bulunuyor bu üç yerde ve yaklaşık olarak her nöbetimde 60 kadar bebek oluyordu serviste.

Servisin yoğun bakım kısmı ve prematür kısmında oldukça sıkıntılı bebekler vardı. Kaç tane bir kilonun altında ağırlığa sahip bebek gördüğümü hatırlamıyorum. Küçücük parmaklar, minnacık ayaklar. Ve bizim temel işimiz bu bebeklerden kan gazı almak ve sonuçlarını çıkarmaktı.

Kan gazının nasıl bir şey olduğunu anlamanız için hemen yana bir fotoğraf bıraktım. Yaklaşık olarak 10 cm uzunluğundaki bu incecik tüpün içini hastadan alınan kan ile doldurmamız gerekiyordu. Kanı damardan direkt olarak almıyorduk tabii ki, çünkü bu işlemi bazı hastalarda günde 4 defa tekrarlamamız gerekiyordu. Bebekler doğduğunda topuk kanı bakılıyor ya, ha işte aynı o işlemle bu tüpü dolduruyorduk. 

Diyabet hastalarının kan şekeri bakmak için kullandıkları küçük bir iğne vardır, o iğneyle bebeğin topuk kısmı delinir ve damla damla bu tüpün içine doldurulur. Sonuçların düzgün çıkması için, tüpün %80’ninin dolması gerekiyor. Tüp dolarken araya hava kaçmaması gerekiyor yoksa makine okumaz, tüpteki kanın pıhtılaşmaması gerekiyor çünkü hem makine hem okumuyor hem bozuluyor. İyi hoş, zaten birçok defa biz bir şey yapmasak da bozuluyordu ya makine.

Üç servis kısmında yatan ortalama 60 hastanın 30’u için bu işlemi yapmamız gerekiyor. 18:00, 00:00 ve 06:00’da hem de. İyi durumda olan hastaların sadece gece 00:00’da bakıldığını düşünürsek ortalama bir nöbette 75 kadar kan gazı bakılması gerekiyor. Ha olay kan gazı bakmakla bitmiyor, neredeyse bütün hastaların kan şekerlerine bakılıyor. 

Üç gariban İnternin gece 00:00’daki başlayan işi 02:00’da bitiyor. Bir defa bile oturmadan ve hiç durmadan. Kötü durumda olan hastaların kontrol kan gazları bakılıyor. Bazılarının yarım saat sonra bazılarının birkaç saat sonra.

Çok zor nöbetlerdi, beş nöbetimin üçünde pişik oldum. 😕 Aldığım kan gazının pıhtılaşmaması için hızlı hareket etmem gerekiyordu, iş çok olduğu için de hızlı olmamız gerekiyordu. Sonradan öğrendiğim üzere, pişik kremi erkek Doktorların en önemli yardımcılarından biriymiş. Bebeklerin kullandığı tüm pişik kremlerini denedim neredeyse, hepsi erişkinde de çalışıyor. Neyse, bu kadar kişisel blog olayı fazla bu bloga.
Asistanlardan birininin söylediğine göre kan gazı alma konusunda eli en hızlı İnternlerden biri benmişim. İki aylık Pediatri İnternliğim esnasında 200’den fazla kez kan gazı baktım, olsun o kadar.

Velhasıl, nöbetlerimin ilk beşi oldukça rahat geçmişti. Sonraki beş tanesi oldukça zordu ama bir işe yaradığımı düşünmem yüzünden güzeldi. Unutulmayacaksınız  küçücük parmaklar, minnacık ayaklar. Sonraki serüven yazımda görüşmek üzere.

Sağlıkla dolu günler dilerim.


Doktor Bun | 13.09.2017 – Çarşamba

Doktor Bun’u sosyal medyada da takip edin ;

Yorum Bırakın