Ölüm Gibi Bir Şey Oldu Ama Kimse Ölmedi – Dahiliye

Şuraya uzun süre önce yazılmış bir staj yazısı bırakıyorum. Yazının eksik olduğunu düşündüğüm için, yazılan kısmı değiştirmeden alt kısmına yeni cümleler ekledim. Okuyacağınız yazının ilk kısmı dahiliye sınavından çıktıktan 2 gün sonra yazdığım yazıya ait. Eski sitemde yayınlanmış yazılardan biriydi. Daha sonra orası farklı bir şablona geçince bloguma taşıma ihtiyacı hissettim. Hissetmesem baştan yazmak zorunda kalacaktım zaten. Uzatmayayım artık. Özetin özeti ilk kısım 4. sınıfta iken yazıldı. Eklemeler ise 5. sınıfın ortasında. Keyifli okumalar. 😃

• • • •

Dahiliye (iç hastalıkları) departmanı çocukluk çağını aşmış bireylerin iç organ sistemleri ile ilgili incelemeleri yapar. Bu sisteme ait organların fonksiyon bozukluklarıyla ilgili teşhis ve tedavi hizmetini verir. Bunun yanı sıra sağlık hizmeti verdiği her bireyi kendisini hastalıklarda koruması için alınması gereken önlemler konusunda bilinçlendirir ve yönlendirir.

Dahiliye stajı için bundan daha güzel bir başlık bulamam herhalde. Daha stajın ortalarındayken nereden aklıma geldiyse, dahiliye staj yazısında bu başlığı kullanmayı kafama koymuştum.

Birkaç kez dinlediğim Kaan Tangöze’nin “Bekle Dedi Gitti” adlı şarkısının nakarat kısmından aklımda kalmış. Biraz araştırınca nakarat kısmının Özdemir Asaf’ın Çizik adlı şiirinden alınmış olduğunu gördüm.
Geleceğim, bekle dedi, gitti.
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu.
Ama kimse ölmedi.

Çok güzel değil mi sizce de? Neyse konumuz bu değil. Konumuz tıp denince ilk akla gelen bölüm olan dahiliyenin stajı. 
4.sınıfın ikinci döneminde alacağım ilk staj dahiliye stajıydı. 7 haftalık bir staj. 
Dahiliye denince aklımıza aslında özelleşmiş dallar dışında kalan her hastalığa bakan bir bölüm geliyor. Aslında bir bakıma öyle denebilir. Ama dahiliye de kendi arasında çokça dala ayrılarak özelleşiyor. Hematoloji, onkoloji, enfeksiyon, gastroenteroloji, nefroloji, geriatri, yoğun bakım, romatoloji ve endokrinoloji bizim fakültemizin dahiliye stajı içinde bulunan bölümleriydi. Böyle sırayla yazınca fark ettim 9 tane bölümden dersler işlendiğini. Eli kolu her yere uzanan bir bölüm anlayacağınız.
Dahiliye stajında benim yaşadığım, arkadaşlarımdan da analiz edebildiğim kadarıyla en büyük problemimiz sadece işlenen 100 saatin derslerinden değil, hocalarımızın çoğunun önceki yıllarda anlattığı derslerden de sorumlu oluşumuzdu. Fizyoloji ve patoloji başta olmak üzere önceki yıllarda aldığımız derslerinde bilgileri önümüzdeki yolu uzatan ve zorlaştıran sebeplerdendi.
Çok genel bir staj oluşu nedeniyle önceki staj yazımda bahsettiğim pediatri stajı kadar büyük bir zorluğa sahipti. Hatta birçok tıp fakültesinin rakipsiz şekilde en zorlanılan stajı dahiliye stajıdır. 
Bu zorluğu bir tarafa, inanılmaz şekilde bilgi bombardımanına tutuluyorsunuz. Ve hasta başı sınavımdan anladığım kadarıyla “Doktor” olma yolunda bu bilgi bombardımanının inanılmaz bir etkisi olacak. Çünkü daha önce öğrendiğimiz ve daha sonra öğreneceğimiz çoğu bilgiyi, uygulamayı, muayeneyi dahiliye stajı vasıtasıyla edinebiliyoruz.
Aslında benim buraya yazacağım hiçbir cümle dahiliyenin önemini tam olarak açıklayamayacaktır. Ve tabi zorluğunu da. 😄
Kısaca benim açımdan stajı değerlendirecek olursam, yazı başlığı çok açıklayıcı bir şekilde ne demek istediğimi söylüyor aslında. İlk günlerinden itibaren ders ve pratikleriyle zorluğunu belli eden staj, ilerleyen haftalarla birlikte bolca not ve öğrenilmesi gereken bilgiyi önünüze seriyor. 1000 sayfayı aşan notlar, extra okunması gereken el yazısı notlar, çalışılması gereken önceki yılların soruları ve tabii ki hocalarımızın önceki yıllarda sorduğu sözlü soruları bizi bekliyordu.
Uzun mu uzun, bir o kadar yoğun ders çalışma temposunun sonunda sınav kapımıza dayandı ve perşembe günü (17.03.2016) ilk olarak girdiğim teorik sınav baya iyi geçti. Aynı günün öğle sonrasında stajın zor hocalarından birinden girdiğim hasta başındaki sınavım oldukça zordu. Ertesi gün (18.03.2016) girdiğim sözlü sınavımda ilk sorumda biraz teklesem de sonraki soruları oldukça tatmin edici cevaplar verdim. En azından ben öyle düşünüyorum.
Sonuç olarak en büyük sayılacak iki stajdan biri olan dahiliye stajını da geçmeyi başardım. Dr.Bun | 20.03.2016 – Pazar


• • •

Dahiliye stajını verdikten 2 gün sonra bunları yazmışım eski sitemde. Bloguma taşıdığım bu yazıyı okurken aslında pek bir şey yazmadığımı görüyorum. Şimdi aklıma gelen bazı şeyleri ekleyeyim yazıma. 

Mesela dahiliye stajına dönüp bakınca, aklıma 45 dakika kadar süren hasta başı sınavım geliyor. Ben o 45 dakikada ne anlattım acaba? Yine sınavlarda zirveye ulaşan gevezeliğim sayesinde konuşup durmuşumdur. O gün bütün stajı baştan sona anlat deseler anlatacaklarım 45 dakika sürmezdi herhalde. İyi konuşmuşum.

Mesela her vizitte yediğim fırçalar geliyor aklıma şimdi. Hocalarımdan birinin “Stajyer, intörn, asistan fırça yiyerek ışıldar.” lafını hatırlıyorum. Hatta bu lafı ettikten sonra bir güzel fırça yiyişimi. 1.5 yıl oldu stajyer olalı. Dahiliye dışında kalan stajlarda yediğim toplam fırça, dahiliye stajında yediğim kadar değildir.

Bende miydi sıkıntı acaba? Şu anda kendimi dahiliye konusunda bilgili hissediyorum. Demek ki fırça yiye yiye öğrenmişim ve çalışmışım. O zaman neymiş, stajyer fırça yiyerek ışıldarmış. 😁 Hayır, kesinlikle böyle düşünmüyorum tabi ki. 

Dahiliye konusunda bir şeyler biliyormuşum hissimin sebebi, sınavına çok çok iyi çalışmam nedeniyledir. Yaklaşık olarak 45 günlük stajda 30 günden biraz daha fazla kasılmış bir şekilde ders çalışmıştım. Bir ara size kasılarak ders çalışmak neye tekabül ediyor anlatacağım. Siz çok çalışmak olarak anlayabilirsiniz.

Sözlü sınavında sorulan “Sirozun fizik muayene ve laboratuvar bulgularını say.” sorusuna verdiğim cevabım geliyor aklıma. Yapmadığı bir şey yok ki. Baya bir madde saydıktan sonra soruyu soran hocanın “Bu kadar mı?” deyişi ve benim de “Hocam notta 4 sayfa 24 slayt fizik muayene bulgusu yazıyor. Laboratuvar olarak çoğu şeyi bozuyor zaten. Mesela bunu, şunu, onu ……… ‘da yapıyor.” diyerek bir 5 dakika kadar daha bir sürü madde sayışım geliyor aklıma. Sonradan saydığım maddelerin yarısı, öncesinde saydığım maddelerdi. O kadar şey söylemişim ki hoca bile unutmuş ne dediğimi. Size yine “yarım bilsen de, susmayacaksın sözlü sınavda” felsefem ile geçtiğim bir sözlü anısı yazdım. 😄

Çok fırça yesem de güzel bir stajdı. Daha aklıma gelen bir sürü anı var ama onları da bir ara yazarım. Yazı zaten uzundu. Üzerine bir o kadar daha ekleme yapınca aldı başını gitti. 

Böyleydi işte dahiliye stajım. Diğer 4. sınıf staj yazılarımı yazdıktan sonra, 5. sınıfın ilk yarısında aldığım tam 10 staj yazımı yazmam gerekiyor. Yolda bir sürü staj yazısı ve anlatılacak bir sürü anı var anlayacağınız. O yazılardan birinde yeniden görüşmek üzere.

Sağlıkla dolu günler dilerim. 

Doktor Bun | 16.01.2017 – Pazartesi

Doktor Bun’u sosyal medyada da takip edin ; 

Yorum Bırakın..